Bu sabah zor kalktım yataktan... Bünyem "yapış" diyordu, "yapış yatağa, gömül içine, sar bedeni bedene" Hayatın akışını yavaşlatmak mümkün mü gerçekten... Hani şu duadaki gibi... Tanrım beni yavaşlat!
Bir arkadaşımın sözleri çınlıyor kulaklarımda; "biliyor musun, azalttım hayatımda ne varsa, giysilerim bir sırt çantasına sığacak kadar mesela, bir koltuğum, bir yatağım var sadece... Ayrılması kolay oluyor... Ne fark ettim biliyor musun, azalttıkça, çoğaltmışım aslında, özgürleşmişim"
Hayatın içinde bir yerde kırılıyor zaman, sonrası hep aksak ritm. Kulak aksak ritme alışıyor da yüreğin işi hep zor böyle zamanlarda. Ne diyordu şair;
Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçtiBazı şairlerin yeri özeldir, ne vakit duysan, okusan, durur zaman... Sahi ne diyordu şair;
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime
Bir daha gelmedi, hayır, bir daha hiç gelmedi
Ama onunla ben
Ne zaman istedimse o zaman yattım.
Tanrım beni yavaşlat, beni yavaşlat ama geri sardırma... Hayat kaldığı yerden ağır aksak gitsin sadece, gömleğimin ucu geçmişe sıkışmadan, yakası gelecek kaykısı taşımadan, kolları şimdiye tutunmuş, ellerimde hep bir heyecan... Ama yavaş, ama sakin, ama hep bi sevda masalında... Sahi ne diyordu şair;
İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Bazı insanlar şanslıdır bu hayatta, aşkın içine doğarlar, aşkın dışına taşarlar... Aşk için yanıp, aşk için ağlarlar... Aşk gelir takılır boğazlarına, durduk yere gözleri nemli, durduk yere elleri titrek değildir bu kadınların. Gözlerinde hep bir hüzün, yüzlerinde hep bir ışık vardır, saklayamazlar kendilerini, neleri varsa ortadadır. Aşkları da... Sahi ne diyordu şair;
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu