20.02.2013

Hayatın Akışını Yavaşlatmak Mümkün mü?

Bu sabah zor kalktım yataktan... Bünyem "yapış" diyordu, "yapış yatağa, gömül içine, sar bedeni bedene"  Hayatın akışını yavaşlatmak mümkün mü gerçekten... Hani şu duadaki gibi... Tanrım beni yavaşlat!

Bir arkadaşımın sözleri çınlıyor kulaklarımda; "biliyor musun, azalttım hayatımda ne varsa, giysilerim bir sırt çantasına sığacak kadar mesela, bir koltuğum, bir yatağım var sadece... Ayrılması kolay oluyor... Ne fark ettim biliyor musun, azalttıkça, çoğaltmışım aslında, özgürleşmişim"

Hayatın içinde bir yerde kırılıyor zaman, sonrası hep aksak ritm. Kulak aksak ritme alışıyor da yüreğin işi hep zor böyle zamanlarda. Ne diyordu şair;
Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime
Bazı şairlerin yeri özeldir, ne vakit duysan, okusan, durur zaman... Sahi ne diyordu şair;

Bir daha gelmedi, hayır, bir daha hiç gelmedi
Ama onunla ben
Ne zaman istedimse o zaman yattım.
Tanrım beni yavaşlat, beni yavaşlat ama geri sardırma... Hayat kaldığı yerden ağır aksak gitsin sadece, gömleğimin ucu geçmişe sıkışmadan, yakası gelecek kaykısı taşımadan,  kolları şimdiye tutunmuş, ellerimde hep bir heyecan... Ama yavaş, ama sakin, ama hep bi sevda masalında... Sahi ne diyordu şair;

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni

Bazı insanlar şanslıdır bu hayatta, aşkın içine doğarlar, aşkın dışına taşarlar... Aşk için yanıp, aşk için ağlarlar... Aşk gelir takılır boğazlarına, durduk yere gözleri nemli, durduk yere elleri titrek değildir bu kadınların. Gözlerinde hep bir hüzün, yüzlerinde  hep bir ışık vardır, saklayamazlar kendilerini, neleri varsa ortadadır. Aşkları da... Sahi ne diyordu şair;

Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu

Zaman durdu. Şanslı bir kadın, şanslı bir adama çokkkkk uzaklardan selam durdu.

9.11.2012

Söz Üzerine

sözlerini bilmediğim bir şarkısın sen... melodine kapılıp gidiyor yüreğim. ne olur anlamsız sözler söyleme bana. vermeyeceğin sözler dökülmesin yüreğinden. sen, içtenlikli bulduğun sözlerime, tutamayacağın sözler verme. keşkeleri silip at dediğin günü düşündüm de... ne oldu nerede dağıldım. nasıl bir acıyla ödüllendirildim gene... baş etmeyi öğrendim ben genç adam, lakin yüreğim hala saf ilk günkü gibi. o yüzden bana tutamayacağın sözler verme.
yazıp bırakmışım kelimeleri bir yerde. aradığım başka bir şey olsa da, vardığım bu kelimeler olduğunu göre düşünmek istedim üzerine. karşımıza çıkan her insanda benzerdir ilk haller. tanımazsın ama hükmün vardır. tanıdıkça yüreğinse kırılan, hükmünde bir yanlış vardır. her insan iyidir. kendin gibidir. sen böyle bilir böyle söylersin. Tanrıyı sorgularken ki en büyük silahındır, madem varsın kötüler niye var. içindekidir yansıyan. Tanrı bazen kötüdür. tıpkı sen gibi. sözlerin yalanı gibidir, Tanrının da yalanı. içtenlikle karşına çıkana sarılırsın ve vuruverir tokatı.  nedir Tanrım senin derdin benle  dersin. bir telefon gelir. bencildir der, Tanrı bencildir sevdiğine karşı. bir tek beni, yalnız beni sevsin böyle bir AŞKla... sen şaşarsın kulağının duyduğuna. kendinin bencilce sevmelerine öfke duyduğun zamanlara gidersin. Ondansa Oysa Onunsa bu duygu, bencilse sevmek her koşulda, Onaysa sadece, Onun içinse, suretinde gördüklerine duyduğun karşılık bekleyen sevgiyi nasıl öldürmeli... kafam karışık genç adam. lâkin, hislerim yanıltmaz beni: seviyorum seni.

yüreğim hala saf genç adam. yüreğim hala yalanı ayır edemez doğrusuyla. bilmez çünkü yalanı, o saf kaldı. ne olur, sözlerinle sözlerimi bulandırma...