2.10.2013

En çok ne zaman üşür insan bilir misin?

ben bilirim... çok üşüdü benim yüreğim. sesimin çıkmadığı zamanlar bilirim. çıkamadığı. ah o pişmanlıklarım. yüz yüze geldiğim her zaman neden başım eğiliyor sanıyorsun. söyleyemedim. belki de her şeyin müsebbibi bizzat kendimim. başımın ağrısının mesela. kalbimin sıkışmasının ya da. oysa güzel günler gösterdin sen bana. yanlış anlama buna müteşekkirim. ama ne bileyim sanki daha iyisi olabilirdi. daha ölümsüz bir aşk mesela. senle olduğu gibi. ya da bi omuz, daha sağlam. bi yol daha uzun. vardır elbet bi bildiğin. bilmemi istediğin. yoksa durup dururken yağmazdı yağmur. üşümezdim en sıcak günde. ve ağlamazdım böylesine mutluyken, huzurluyken seninle. vardır değil mi göreceğim daha güzel, güneşli ve mutlu günler. yanlış anlama. ateşinle yanmak da güzel elbet ama... gene de ne bileyim... çok üşüdüm. bu kadarı yeter bana.


13.03.2013

Ne Olduğunu Bilmek

Kafanın en karışık olduğu zamanda bile bilirsin yüreğinden geçeni. Doğru odur. Yüreğindeki. Ama sen aklı sokarsın işin içine. Durduk yere kafanı karıştırsın diye. Egonun tatminden aldığı zevk onu obur bir arayışcıya döndürür. Ömür boyu sevebileceğin bir eş ararsın, kendi kriter listene uygun olması şartıyla. Evlenip çocuk sahibi olursun, istersin ki senin istediğin gibi olsun, davransın, sevsin, kavga etsin ve her ne yapıyor olursa olsun sen gibi yapsın istersin. Ne de olsa doğurmanın verdiği bir haktır bu sana. Unutuverirsin senin doğurduğunun da bir insan olduğunu: kendi zevkleri, yaşamı algılayış biçimi ve kavgası olduğunu.

Arkadaşların olur zaman içinde onlarca ve tanıdıkların yüzlerce, istersin ki senin gibi baksınlar hayata. Senin doğruların en doğrudur ya... İş yerinde de durum farklı değildir aslında. Senin anlayışınla yaklaşılmalıdır her konuya, mutsuz olursun başka türlü olduğunda. 

Hayat bir kabullenmedir oysa, ego bu yüzden zedelenir. Bilir ki sen kabullendikçe kendisi küçülecektir. Egosundan arınmış insanların yüzündeki ışığı bir kez gördün mü, başarabilmek istersin... Egondan arınmak ve bir olmak istersin. 

Benim hayat enerjim güneş. Artık bunu biliyorum. Gözümü açıp güneş ışığının evimin duvarlarında yarattığı ışık oyunlarını görünce, seviniyorum. Bana verdiği enerjiyle dolup taşıyorum. Çevremdeki insanların o enerjiyi görüp, "sen bu aralar iyi gözüküyorsun" demesini de... Hoş demeseler ne olacak ki, ben biliyorum kendimi; bahar geldi mi, içimde açan çiçekleri...




20.02.2013

Hayatın Akışını Yavaşlatmak Mümkün mü?

Bu sabah zor kalktım yataktan... Bünyem "yapış" diyordu, "yapış yatağa, gömül içine, sar bedeni bedene"  Hayatın akışını yavaşlatmak mümkün mü gerçekten... Hani şu duadaki gibi... Tanrım beni yavaşlat!

Bir arkadaşımın sözleri çınlıyor kulaklarımda; "biliyor musun, azalttım hayatımda ne varsa, giysilerim bir sırt çantasına sığacak kadar mesela, bir koltuğum, bir yatağım var sadece... Ayrılması kolay oluyor... Ne fark ettim biliyor musun, azalttıkça, çoğaltmışım aslında, özgürleşmişim"

Hayatın içinde bir yerde kırılıyor zaman, sonrası hep aksak ritm. Kulak aksak ritme alışıyor da yüreğin işi hep zor böyle zamanlarda. Ne diyordu şair;
Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime
Bazı şairlerin yeri özeldir, ne vakit duysan, okusan, durur zaman... Sahi ne diyordu şair;

Bir daha gelmedi, hayır, bir daha hiç gelmedi
Ama onunla ben
Ne zaman istedimse o zaman yattım.
Tanrım beni yavaşlat, beni yavaşlat ama geri sardırma... Hayat kaldığı yerden ağır aksak gitsin sadece, gömleğimin ucu geçmişe sıkışmadan, yakası gelecek kaykısı taşımadan,  kolları şimdiye tutunmuş, ellerimde hep bir heyecan... Ama yavaş, ama sakin, ama hep bi sevda masalında... Sahi ne diyordu şair;

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni

Bazı insanlar şanslıdır bu hayatta, aşkın içine doğarlar, aşkın dışına taşarlar... Aşk için yanıp, aşk için ağlarlar... Aşk gelir takılır boğazlarına, durduk yere gözleri nemli, durduk yere elleri titrek değildir bu kadınların. Gözlerinde hep bir hüzün, yüzlerinde  hep bir ışık vardır, saklayamazlar kendilerini, neleri varsa ortadadır. Aşkları da... Sahi ne diyordu şair;

Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu

Zaman durdu. Şanslı bir kadın, şanslı bir adama çokkkkk uzaklardan selam durdu.