söylenecek onca kelimeye, yazılacak onca şiire, okunacak onca romana bakıp iç çekmek, hiçbirine yetişememek, anı vapurunda rüzgara karşı oturmak ve bir sigara yakmak benimkisi... dumanını içine çekmediğin dudak tiryakiliği vardır ya; işte tam da böyle bir şey özlemek seni. anlayacağın tam anlamıyla yürek tiryakiliği benimkisi...
***
ada vapuru da tarih oluyormuş, gazetelerden biri yazmış... aman da ne iyi. ne varsa güzele dair yok etmek insana özgü. ben o kadar güzel miydim ve sen o kadar insan... nasıl da yok ettin beni... nasıl da bir hiçe döndürdün... rüyamda gördüm, düşüyordum. yüksekten, yüksekten ama alabildiğine bir yükseklik... ölmedim. metruk bir zemin, karanlık koridorlar... düştüm. garip ama kalktım ve yürüdüm. rüya işte. kim bilir ne demek istedi içim durup dururken şimdime, üzerinde pek de düşünmedim.
***
yorgunum diyorum. başım ağrıyor. yerimden kalkmak istemiyorum. hayata bağlayan tek şey çalışmak. çalışmak da yorduğuna göre... cümlelerim kısır bir döngüye gebe. yorgunum diyorum. başım ağrıyor. üstüme gelme.
***
yağmur yağdı. sıcak havada en güzel şey yağmurda seninle yürümek. yoktun diye taksiye bindim. tek başına yağmurda koşmayı severim ben. ama dedim ya yorgundum. koşmak istemedim.
***
yürek tiryakiliği benimkisi... yağmuru görünce seni düşünmek... özlemek... sana dalıp senden çıkmak. her şeyi sen görüp, her sesi sen dinlemek, okuduklarından sen anlamı çıkartmak, şarkıları sana tutmak... bir dilek tut dedi bugün biri, kapadım gözlerimi. adın dilimde. hâlâ... bu nasıl sevmek anlamadım ki... belki de bu yüzden yürek tiryakiliği benimkisi. yüreğim bile kısır bir döngü. düşmem gerek. yüksekten, alabildiğine yüksekten düşüp, yağmurun altında koşmam gerek. sana doğru... sana doğru...
***
sana diyorum be adam. sana diyorum ki, yürümek en güzel şey yağmur yağarken sahilinde kuşlar olan bir kasabada. bir sigara içsek. içimize çeksek. bağırsak eskisi gibi. sarılsak sonra. eskisi gibi. ağlasak çarpan yüreklerimizin coşkusu ile... sen nasıl tiryakisi olmadın ki bu sevdanın... nasıl unuttun yağmurlarda yürümeyi bilmem ki...
***
oysa mayıs geldi bizim şehrimize. vapurla adaya gitmek lazım mimozaları görmeye... gel desem, gelir misin benimle bir sigara içmeye... rüzgara veririz yüreklerimizi... yüzümüzü döneriz martılara, dilimizde bir türkü, çığlık çığlığa eşlik ederiz dalgalara... güzel olur be adam, mayısta vapurla adaya varmak çok güzel olur. hatırlıyorsun değil mi?

