2.04.2012

Nisan

Baharı hep sevdim... Yeşeren toprağı, tomurcuklanan ağaçları, çiçek yüzlü çocuk gülüşlerini Nisan'da hep daha çok sevdim. Kardeleni sevdim. Kar yüzünü erimek üzere buza çevirdiği vakit güneşin kendini sokağa atma hevesli bir köpek yavrusu gibi zaman zaman varlığını hissettirip, sonra yine kendi dünyasına, bulutların ardına dönmesini de sevdim. 

Nisan her zaman yaptığı gibi, hızla geçip gidecek; kah yağmurları olacak sağanak... kah yakan güneşi parıl parıl... kah gri bulutları olacak hüzün yüklü... kah erik, şeftali çiçekleri umudun gülen yüzü...



görsel / buradan

29.02.2012

Dört Yılda Bir



Bugünü düşündüm, takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Bugün doğanları, bugün ölenleri... Anılmak zamana bağlı olabilir mi? Birini hatırlamak, birine öfke duymak, birine sarılmak, derdini anlatmak bir güne sığdırılabilir mi? 

Bütün bunları düşündüğümde nasıl da anlamsızlaşıyor tarihler... Zamanlar kalıyor geriye... Anlar... Anılar... Bir de söyleyişler kalıyor kulağımda. Hafızama kazınıyor sesler, gözler ve dudaklar. Bugünü düşündüm. Takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Sonra yaşamıma değmiş, kalmış, izi hiç silinmeyen o gülen gözleri. Kimi kahverengi, kimi yeşil, kimi açık, kimi koyu... Ama ille ki derin, ille ki sevgi dolu... İyi ki...