31.12.2010

İyi Yıl Dileklerim



şimdimde durup bakıyorum
kendime
Ona
yüreğime...

iyi yıl dileklerim yüreğimde, sana, ona, kendime...
hepsini dağıtıyorum... sana, ona, kendime...

iyi bir yıl olacak geçmiştekiler gibi.
daha az gözyaşı daha çok kahkaha olacak...
sevgi çoğalıp taşacak.
biliyorum, çünkü yüreğimi hissediyorum.
seviyorum
yaşamayı
insanları
beni
seviyor beni, insanları, yaşatmayı...
ben de Onu
çok, pek çok seviyorum
iyi ki...
iyi ki..
iyi ki.
hissediyorum...
iyi ki,
farkındayım...
iyi ki bana uzattığı aynaları seçebiliyorum...
iyi ki kendimi görüp, değiştirmek için fırsatım olduğunu anlıyorum.
söz vermiyorum ama deniyorum...

iyi olacak bu yıl, biliyorum...

30.12.2010

Donmak


bazı anlar vardır donsun istersin, ama bir sonraki adımı düşünsen... yani donsa an.
ölmeyi istemek gibi gelir bana donmasını istemek.
ben aksın isterim.
zaman aksın.
kalmasın geçmişte, uzanmasın geleceğe.
şimdide oynasın, gülsün, ağlasın isterim.
ben donsun istemem zaman...
hep yüreğim ısınsın isterim...


.

27.12.2010

Ummak





hiç ummadık bir zamanda
anlamaktır kendini, hayat.
ve hiç ummadık bir zamanda
anlayan kendinle kalakalmaktır, yaşamak.


.

21.12.2010

Isınmak






uzakta bir ay ışığının henüz görünmeyen pırıltısında
içiniz ısınıyorsa
yani kalbiniz durup dururken
ve hiç olmayacak kadar hızla çarpıyorsa eğer
yürektir hissettiğiniz
bırakın da içinizi kaplasın sıcaklığı
sarıp sarmalasın yalnızlığınızı
öyle ki,
bir yanınız plan yapsın yarınlara düş tadında
diğer yanınız sere serpe esnesin zamanda



.

19.12.2010

Hasta(lık) ve Yalnız(lık)

insan hastayken anlıyor, yalnızlık en çok o zaman sol yanından vuruyor.
annem sağolsun sebze çorbası yaptı, aklını da giderken burada bıraktı.

camın kenarında oturmuş yağan yağmuru seyrediyorum
böyle zamanlarda aklıma yenik düşüyor yüreğim
ılık bir sıvı geçiyor boğazımdan
ben sanıyorum ki ıhlamur ya da adaçayı
sonradan anlıyorum
anılarım takılmış bir düğümde gıcık yapıyorlar, öksürüyorum
ciğerlerimde kimbilir ne zamandan kalma bir hüzün nüksetmiş gene
ağrıyor ince ince


ah be evrenim diyorum
ne oldu o gülüşlere
halim yok bugün  eskisi gibi yüreğimi dinlemeye
bugün duygusal yanım ağırlaşıyor kara bulutların gölgesinde
yerleri süpürüyor adeta elinde geçmişten bir süpürge
yattığım yerden gördüğüm tozları kaldırıyorum
toz dumana karşıyor
gözyaşım da yağmura

yok ağlamıyorum, camdan dışarıya bakıyorum
yağmur yağıyor,
uzaklara bakınca gözlerim sulanır benim
çok fena sulanır hem de
sen ağlıyorum sanabilirsin ama
ben buna özlemek diyorum.




.

18.12.2010

Çoban ve Keçi







Bir çoban keçilerini asla otlayamayacakları yere götürmez...
İnancını kaybetme!
Yol sarp kayalıklarla bezenmiş olsa da,
Varacağın yerde seni bekleyen mucize her zaman görülmeye değerdir.
Sen yeter ki bakmasını bil.


.

17.12.2010

Şikayet ve Akıl

sıklıkla kendini şikayet ederken buluyorsan ve sıklıkla ağlarken
içinde biriken olumsuzluklardır dışına sızan
akıl vermek kolaydır böyle zamanlarda
aklı alıp koyvermek
bir kulaktan diğerine geçirirken unutuvermek de

kendinle kaldığında ağzından çıkan kelimeleri yaz
ne kadarı olumlu
peki ya olumsuz olanlar
ne kadarı seni sevindiren
umutlandıran
peki ya ne kadarı
üzen
kahreden
değiştirmek istediğin

yaz
yüreğine düşen her kederde
kalemi al eline ve yaz
sonra her cümlenin yanına bir işaret koy
iki üç çeşit işaret kullan ki tablonun tamamını görmek kolay olsun
her olumlu cümlenin yanına kelebek yap mesela, ya da bir eksi işareti koy, sonra yazdığın cümleyi sil
sonra mesela üzüldüğün, değiştirmek istediklerinin yanına bir yağmur damlası yap, ya da istersen bir soru işareti, sonra yazdığın cümleyi sil
sen seç işaretleri, nesneleri, istersen sadece renkler koy ama yazdığın cümleleri sil
sonra bak bakalım çizdiğin tablo neye benziyor

dışarıdan bir göz ol kendine
bak tablona bir iyice
o tabloyu sen çizdin
öyle çıkıp geldiler diye düşünme
oradalar ki çıkıp geldiler

şimdi kelebekleri mi sileceksin tablonda yoksa yağmurları mı bir karar ver
çünkü, kelebeklerin kanatlarına ağır gelir yağmurlar







.

16.12.2010

Temiz



elimde bir yürek silgisi
uçuşan kelimeleri siliyorum
aklıma ne düşerse, önemsiz, değersiz

yüreğime düşene sarılıyorum
bir öykü üzerinde çalışıyorum
gitmiyor, yazdığım her kelime o anda oraya eklenmesi gereken değil

ilk cümlesi belli...
gerisi...
gelecek biliyorum.
bekliyorum.

koca bir boşlukta, elimde bir yürek silgisi
geçmişi temize çekiyorum.
yazdıklarıma hikaye demeyi seviyorum.



.

15.12.2010

Çürük Yürek




ben gene de yüreğimi çürütmedim, dedi.
gülümsedim. ilk defa duyuyordum.
yüreği çürütmek.
oysa ne çok olayda, durumda, insanda, duyguda, heyecanda, aşkta, kim bilir kaç kez çürütmüşümdür yüreğimi diye düşündüm.
aklıma gelen onlarca an'a gülümseyip, her birini ayrı ayrı sevdim.
onların beni, bugün vardığım noktaya taşıyan mihenk taşları olduğunu bir kez daha fark ettim.
teşekkür ettim, iyi ki dedim, iyi ki... yaşadım diyebiliyorum...


.

14.12.2010

Dağ Kadar Laf

dağın tepesindeki adam oraya düşmedi

bu sözü bu sabah  bir blogta okudum... kendi fasit dairesini kırmak isteyen bir kadın tarafından yazılmış bir yazının son cümlelerinden biriydi. okurken sevdim. buraya alırken düşündüm: ya uçak kazası olduysa... güldüm. anlatılmak isteneni anlamak istemeyip yan çizen aklıma iki çift laf ettim. az önce uma'mın yazısına cevaben yazılmış deneyeceğim sözü, sadece yazılmış olmak için yazıldı ise Evren Hanım, eyvallah, dedim. yok eğer yüreğinle yazdıysan, yani inanarak, yani en çok kendine, bir tek kendine yazdıysan eğer, bir daha oku bakalım dağın tepesindeki adam oraya düşmedi cümlesini, dedim. okudum. gülümsemediysen iyi, yok eğer gülümsediysen o da iyi ama gidip sil yazdığın deneyeceğim sözü geçen cümleni, diye devam ettim. ya yazdığın gibi ol, ya olduğun gibi yaz. bu dağ kadar lafı da unutma! da dedim ama bu son kısmı sanki biraz öfkeli çıktı ama bazen inatçı olan akla, sopayla anlatmak gerekebiliyor. anlayan aklıma bir ödül vermeliyim. bugün onu bir süre düşüncesiz bırakarak nefes almasına yardımcı olabilirim. belli mi olur, onu derken, kendimi de ödüllendirmiş olabilirim.







.

13.12.2010

Açmak




pembe turuncu bir sabaha açtım gözlerimi
yer yer erimiş karlara, buza dönüşmüş su birikintilerine
üşüyen kedilere
titreyen köpeklere
kanatlarını çırpmadan öylece bekleyen kuşlara açtım
geçen haftanın güneşine kanıp tomurcuklanan ağaçlara
ve çiçek açan bitkilere
bu sabah gözümü hayata açtım


.



12.12.2010

Yaşamak Güzel

dün yılın ilk karı yağdı
nasıl da güzeldi, sıcak bir evde, soğuk bir kış gününe uyanmak
nasıl da keyifliydi yatağın içinde  dönüp durmak
hayallar kurup, o hayallerde istediğin rolü kapmak
insan kendi masalının kahramanıyken yaşamak güzel
bu lafı söylerdim de ne anlama geldiğini geç anladım
insan kendi masalının kahramanıyken yaşamak güzel

oysa çok azımız kendi masalımızda bir rol buluruz kendimize
pek çoğumuz; anne babalarımızın yapamadıkları ve içlerinde kalan uktelerle yönlendiriliriz
geri kalan büyük bir çoğunluk elinden tutanı olursa ilerler şu hayatta, o nereye giderse o da oraya...
yaşadığımız toplum hayat çizgimizi çizmiştir doğduğumuz gün:
büyürsün, evlenirsin, iş sabihi, çocuk sahibi olursun
kendine ait olmayan bir masalda figuran olduğunu fark edip mutsuz olursun

sonrası hep bir yürek sıkıntısı, hep bir yürek yanması
oysa büyürken çocuklar özgür bırakılsalar,
kendi masallarını yazmak konusunda cesaretlendirilseler
belki yine baş rol oynamazlar ama dediğim gibi
insan kendi masalının kahramanıyken yaşamak güzel





.

10.12.2010

Aşk



kış
bağırıyor
dışarıdayım

içimde bir ses fısıldıyor
havanın ne önemi var
ben hep içindeyim

neyi duymak istersen
onu duyuyorsun işte



.

9.12.2010

Sakin


alabildiğine sakin bir rüzgarın etkisine bıraktım gülüşümü
yüreğimi bıraktığım huzur denizlerinin sonsuzluğuna yelken açıyorum kaç zamandır
gülümsüyorum
okyanuslar kadar engin ve derin
bir çocuk kadar pervasız

seviyorum bu hayatı
ve hep iyi ki, diyorum
İYİ Kİ
buldum SENİ


.

7.12.2010

Duymak

her zamankinden daha çok ihtiyacım var sesini duymaya
seni yüreğimde hissetmeye
sakinliğe
dinginliğe
sabıra
bugün her zamankinden daha çok ihtiyacım var



bugünün güzel geçeceğinin,
alacağım tüm haberleri hayra yormamın habercisi miydi
kasığımdaki beyaz bitler

dün akşam gözlerimi kapadığımda gördüğüm
beyazlar içindeki derviş
habercisi miydi
herşeyin iyi olacağının

öyleyse teşekkür ederim
değilse de teşekkür ederim
rahat uyudum
çok rahat


.



6.12.2010

Kuşlarım Uçtu



kuşlarım uçtu bugün...
AŞıK oldum.
gözlerini kapa dedi. kapadım.
ellerini aç dedi. açtım.
seyret dedi. seyrettim.
kuşlarım uçtu, ben hafifledim.


.

5.12.2010

Bağırmak


düşünmek içinden çıkılmaz bir hal aldığında
ve o susturmak istediğin sesler ayyuka çıktığında
bir dağda olduğunu düşün
ya da ıssız bir ormanda
sonsuz bir okyanusun kumsalında
ağaçların sesini duymaya çalış
yaprakların fısıltısını
dalgaların köpüklerini dinle bir vakit

kalp atışlarındır duyduğun
tıpkı bir stetoskopla dinler gibi dikkat kesil ve dinle
doygunluğu azsa
derinden geliyorsa
hali kalmamıştır yüreğinin
avaz avaz bağırmaya




.

Yağmur



yağmur hüzünle girmiş kolkola yürüyor sundurmanın hemen yanında
nasıl da huzurlular nasıl da yeni yetme bir sevda onlarınki
uzun süren bir hasretliğin kollarında kayboluyor görüntüleri
bakıyorum onlara uzaktan

geçmişin keşkeleri yarının acabalarında kavrulup giderken
yüreğime dolan hüznün
gözlerimdeki yansıması yaşlar(ım)

uzun zamandır dışımdalar
yağmur ve hüzün
bir süredir içimde çalmıyor notaları

pencere kenarında oturmuş seyrediyorum geçişlerini
hüznümü bir kağıttan geminin güvertesinde bırakalı aslında çok olmadı
zamanın göreceliğinden bakınca
şimdi yağıyor yağmur
ve gemilerim S.O.S. veriyor
batıyor hüzün
yağmura teslim ediyor kendini
güle isteye bırakıyor kendini
damlanın kavuşacağı o büyük okyanusa

belki de tek umududur
okyanus olmak bir damlanın bir gün


.

4.12.2010

Bulmak



bulmak için önce aramak gerek
tıpkı bir fıkrada anlatıldığı gibi
Tanrım bana çok para ver, diye yalvaran bir adama
önce git bir bilet al diyen Tanrı'nın öfflediğini düşündünüz mü hiç
oysa bizler en ufacık olaylara bile bir tahammülsüzlükle yaklaşırız
bazen düşünüyorum da, herşeye sabırla yaklaşan insanlar vardır ya
Tanrı kaçıyor herhalde onların içine
bayılıyorum böyle insanlara
sesleri yükselmiyor, sinirleri gerilmiyor, tansiyonları çıkmıyor
yüzlerinde bir gülümseme cevap veriyorlar sana
önce git bir bilet al

***
ayak direten o küçük çocuktan bahsettiğimi hatırlıyorsunuz değil mi
o çocuktum ben de
bazen gördüğümün doğruluğuna inandırmak için kendimi nasıl da ayak diretirdim
sonunda gördüğüm doğru çıkardı, bazen
ne mi olurdu
direten o küçük çocuk mutlu olurdu
ne geçici bir hevesti o anda gülümsemek
gülümseyen yüzün ardına gizlenen yürek acırdı
böyle birşeydi haklı çıkmak
ne oldu derim kendime, ne oldu, gördüğünün gerçek olması sende neyi değiştirdi
yüreğini acıtmaktan başka ne faydası oldu sana haklı çıkmanın
ya haklı çıkmasaydın
kızıp duracaktın bu durumda da kendine
ama ah zihin
sen ne menem birşeysin
evet, seninle uğraşıyorum
uğraşıyorum ki anlayasın
ben efendinim
beni yönetmekten vazgeç

tahmin etmesi zor bir kabullenmedir bu zihin için
onu yok saymak
yaşamak demektir
zihin yaşamanızı istemez
o acı çekmenizi
geçici heveslerle mutlu olmanızı
kendinizi meşgül edecek gereksiz ayrıntılarda boğulmanızı ister

***
bulmak için önce aramak gerek dedin de şimdi ne anlattın derseniz
o küçük çocuğu arıyorum ben
ayak direten o küçük çocuğa iki çift lafım var
işin değilse burnunu sokma
sümüklü sümüklü dolaşırsın etrafta diyeceğim de
korkusundan kaçtı saklandı galiba
ya da anladı kabahatini
göreceğiz bakalım
kabahatini anladıysa gülümseyerek gelir yanıma
yok saklandıysa
zaten gene ve yine sürünerek döner bana
şimdi bekleme zamanı

***
aradığımı bilsin diye yazdım bu satırları Ona
zihnimin sesini yüreğimdeki ile yer değiştirmenin bir yolunu arıyorum
o yolun o küçük çocuğun ayak direten inadından geçtiğini biliyorum


.

3.12.2010

Suskun

suskun kalmayı becerebilenlerden değilim
öğreniyorum
zamana ihtiyacım var
daha da önemlisi sanırım teslim olmaya
yüreğime, Ona

***
tereddütlerin var, dedi.
evet vardı,
zihnim sürekli konuşurken ve kabul etmeliyim ki çok ama çok geveze,
tereddütte olmamak imkansız

***
insan nasıl anlar ses yürekten mi geliyor
yoksa gene geveze iş başında mı

***
çünkülü cümleler yüreğin işi değildir mesela, diyor okuduğum kitap
oysa benim cümlelerim sıklıkla çünkülerle bezenmiş bir pembelikte

***
güzel yürekli dostlardan biri demişti ki, iyi ki sana çok yakışıyor
nasıl da sahiplenivermiştim
nasıl da bir tek benim olsun, benle anılsın telaşı sarmıştı benliğimi
gülüyorum bencil yanıma
gülümseyerek selamlıyor ve seviyorum onu, büyüyor işte o da bebek telaşlarıyla
ne yapsın vardır kendini öyle ifade etmekle ilgili kırık bir yanı diyorum
bazen o kırık yanın nedenleri ve niyeleri ile uğraşırken buluyorum kendimi
gecenin suskunluğu güzel bir zaman dilimi gibiydi zihnin at koşturması için
şimdi diyorum ki, iyi ki, bırakabildim o suskunluğu yüreğime, en azından büyük bir bölümünü

***
zihin at koşturduğunda endişeleri çoğalıyor insanın
endişeleri uykusuz geceler takip ediyor
oysa uyku Ona teslim olup da yenileneceğimiz en güzel suskunluklardan biri
gözüm kapalı olduğu halde zihnimin görüntüler geçidinden çıkıp da güneşe değdiğinde yorgun bir bedenle uyanırdım güne
şimdiler de bebek gibi uykularım

***
bebekler uyurken gülümserse, derler ya, melekler ziyaret ediyor diye
inanırım meleklere
beni de ziyaret ederler bazı gecelerimde sabah güler yüzle uyanışımdan anlarım
ben şaşarım bazı insanların uyanamayışına
saatlerce yüzleri asık oradan oraya dolaşmalarına
yok yok bu insanlar pek dolaşmazlar da, yani zorunlu olmadıkça
genellikle otururlar ve somurturlar
gülümseyerek günaydın derim onlara da
isterim ki meleklerin kanatları dokunsun dudaklarına
bazılarındaki gülümsemeyi görmek eşsiz bir tabloya bakmak gibidir

***
suskun mu demiştim
kendim için mi
hiç beceremeyeceğim birşeyden bahsediyorum gibi
size de öyle geldi mi

***
şu turuncu çiçekler gibi sadece büyümemin sesi duyulsa sessizliğimde
iyi ki sadece bunu duyan bir dostum var şu hayatta
gülümsüyor bana
biliyorum
kum bulaşmış yanağımdan anlıyorum
arasıra öpüyor beni





.

2.12.2010

Süslü Kelimeler




süslü kelimelerim yok bu sabah
içimde bir yer, yüksek ihtimal zihnim kızgın bana
yüreğimse bekliyor, sakin

***
bir ses sürekli aynı şeyi söylüyor:
sen yüreğinle görüyorsun
o zihni ile okuyor
söylesene nasıl anlaşacaksınız

***
anlaşamıyoruz
belki bir gün anlaşılacağız
insanın ruhsal gelişimi ve değişimi gözle görülebilir olmuyor ki
yürekle bakmayı öğrenebilmek gerek, yüreğin aldığı yolu

***
inatçı bir çocuk gibi ayaklarını direten büyüklere gülümsüyorum ben
eski ben böyle zamanlarda yerlerde sürünürdü
öyle bir ayak diretirdi ki... kendimden biliyorum ben bu halleri
geceleri uyumaz
kabuslar görürdüm
değişen neydi
ben yüreğimle bakmayı öğrendim
ah bir de geveze zihnimin dilini koparıp atabilsem
salt yürekte var olabilsem

***
sevdiğim kişilere sorardım 'beni ne kadar seviyorsun'
bu benim ana eksenimdi: 'sevilmek'

***
bir gece önce
'seni seviyorum' diyor ve bekliyor
beklediği 'ben de'
bunu bildiğimden belki de
'çok emin değilim diyorum, ben hala hissetmeye çalışıyorum'

***
sahi nasıl sever insan
var mıdır bir matematiği

***
ne büyük beklentisi olan bir sorudur bilir misiniz
ben çok iyi bilirim, dedim ya kendimden bilirim hem de
insan 'sevilmek' ile 'sevmek' arasında koca bir hayatı tüketip bedenini terk ediyor
geriye onu nasıl bilirdiniz sorusu kalıyor
'kötü' diyeni duymadım
adettendir herkes 'iyidir'
onun adet olmadığını Onun katında herkesin 'iyi' olduğunu anladım
yaşamak denen şeyin öğrenmek, farkına varmak olduğunu da...

***
ciddi bağımlılık problemleri olan biri olarak diyebilirim ki, ruh ikizim ki onu hala AŞKla anarım
bana bunu öğretti çok önemli bir deneyimle üstelik
'sevilmek' bağımlılığımın hastalıklı yüzü ile karşılaştım ben
iyileşmesi zor bir dönemdir
enkaz ağırdır
yürek fazlaca yaralı
o yaralı döneme denk düşen bir aşkın sabrıydı beni büyüten
incinmiş iki yüreğin birbirinin aynasında kendilerini görebilmesiydi
ben kendi adıma diyebilirim ki
İYİ Kİ...

***
'sevilmek' arzusu bencildir
oysa 'sevmek'; AŞKla sevebilmek öyle midir




.

1.12.2010

Yarım

insan ruh ikizini arar
yarımını
anlatıldığı üzere kaybettiği yarımını
oysa bu sonsuz birliktelik
mutlak mutluluk ve huzur değildir
aynadır
ruh ikizi sende olanı ve olmayanı gösteren bir ayna

ruh ikizi
erkek ya da kadın değildir
yarımındır
diğer yarın
onda gördüklerini alıp gidersen yüreğine SENi görürsün

zihnine gidersen yanlış okursun, duymak istediğin gibidir her kelime
oysa yürek sana fısıldar duyman gerekeni,
SENsindir kızdığın, öfkelendiğin, sevdiğin
SENsindir ruh ikizin







.

İncinmek





yüreğiniz öpüldü mü sizin...

Akıl Oyunları



aklın oyunlarına yenik düşüp konuşan dili sevmiyorum
bir yılan gibi sokmaya hazır bekleyişini
aslında yüreği kıran inciteni söyleyemeyişini de...

bir yansımaysa eğer gördüğümüz, duyduğumuz bir yansımaysa
sen de bir zamanlar bir yerde
bu kadar özensizce kırıp geçtim mi kelimelerinle diye soruyorum kendime
cevabı veren akılsa çok güvenme diyorum
ama ya yürekse... bekliyorum. yüzleşmek bir bedeli ödemektir çünkü.

kelimeler, sen anlam yükledikce varlar ve seninler ve seninleler
sonra
sonrası koca bir boşluk
umur yürekte bir sızıya dönüşüyorsa
aklın oyunlarına yenik düşüp konuşan dil ne kadar dürüsttür hiç sordun mu kendine...



.