29.02.2012

Dört Yılda Bir



Bugünü düşündüm, takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Bugün doğanları, bugün ölenleri... Anılmak zamana bağlı olabilir mi? Birini hatırlamak, birine öfke duymak, birine sarılmak, derdini anlatmak bir güne sığdırılabilir mi? 

Bütün bunları düşündüğümde nasıl da anlamsızlaşıyor tarihler... Zamanlar kalıyor geriye... Anlar... Anılar... Bir de söyleyişler kalıyor kulağımda. Hafızama kazınıyor sesler, gözler ve dudaklar. Bugünü düşündüm. Takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Sonra yaşamıma değmiş, kalmış, izi hiç silinmeyen o gülen gözleri. Kimi kahverengi, kimi yeşil, kimi açık, kimi koyu... Ama ille ki derin, ille ki sevgi dolu... İyi ki...



16.01.2012

Ocak Yanıyor


Sen kar yağdığına bakma Isabelle dedim... Dedim de Isabelle kim bilemedim. Mesela bu Isabbelle İtalyan olabilir ve ben ona Isabella diyebilirim. Bunu derken ne kadar da güzel de diyebilirim. Bu Bella'nın ne demek olduğunu bildiğim anlamına gelmeyebilir.

Bunları neden anlattığımı bilmiyorum Isabelle. Ama sana bunları anlatmak istiyorum. Çünkü bilmelisin ki, Ocak ayında buralara kar yağar. Ve ben her kar yağdığında yanarım Isabelle. Bunu böylece bil ki, yarın sana anlatacağım hikayeyi dinlerken yüreğin buz tutmasın. Şimdi izninle, pencereme kar vuruyor, camı açmam lazım.