9.11.2012

Söz Üzerine

sözlerini bilmediğim bir şarkısın sen... melodine kapılıp gidiyor yüreğim. ne olur anlamsız sözler söyleme bana. vermeyeceğin sözler dökülmesin yüreğinden. sen, içtenlikli bulduğun sözlerime, tutamayacağın sözler verme. keşkeleri silip at dediğin günü düşündüm de... ne oldu nerede dağıldım. nasıl bir acıyla ödüllendirildim gene... baş etmeyi öğrendim ben genç adam, lakin yüreğim hala saf ilk günkü gibi. o yüzden bana tutamayacağın sözler verme.
yazıp bırakmışım kelimeleri bir yerde. aradığım başka bir şey olsa da, vardığım bu kelimeler olduğunu göre düşünmek istedim üzerine. karşımıza çıkan her insanda benzerdir ilk haller. tanımazsın ama hükmün vardır. tanıdıkça yüreğinse kırılan, hükmünde bir yanlış vardır. her insan iyidir. kendin gibidir. sen böyle bilir böyle söylersin. Tanrıyı sorgularken ki en büyük silahındır, madem varsın kötüler niye var. içindekidir yansıyan. Tanrı bazen kötüdür. tıpkı sen gibi. sözlerin yalanı gibidir, Tanrının da yalanı. içtenlikle karşına çıkana sarılırsın ve vuruverir tokatı.  nedir Tanrım senin derdin benle  dersin. bir telefon gelir. bencildir der, Tanrı bencildir sevdiğine karşı. bir tek beni, yalnız beni sevsin böyle bir AŞKla... sen şaşarsın kulağının duyduğuna. kendinin bencilce sevmelerine öfke duyduğun zamanlara gidersin. Ondansa Oysa Onunsa bu duygu, bencilse sevmek her koşulda, Onaysa sadece, Onun içinse, suretinde gördüklerine duyduğun karşılık bekleyen sevgiyi nasıl öldürmeli... kafam karışık genç adam. lâkin, hislerim yanıltmaz beni: seviyorum seni.

yüreğim hala saf genç adam. yüreğim hala yalanı ayır edemez doğrusuyla. bilmez çünkü yalanı, o saf kaldı. ne olur, sözlerinle sözlerimi bulandırma...

21.09.2012

Bazen Bi Duadır Hayata Döndüren


Tanrım beni yavaşlat,

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret…

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. hatırlat ki, yarısı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yasamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardim et.

Yardim et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi…

Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,

İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver…

Ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver...


Yukarıdaki satırlar,
milattan 2000 yıl önce HİTİTLER’ e ait kalıntılar içerisinde bulunan bir duvar yazısına aittir.
haberi ile yayınlanmış bir web sitesinde. Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazarı kaleme almış bir kitap röportajı nedeniyle.

Ben ise aylardır bir tek kelime eklemeye fırsat bulamadığım blogum aklıma düşünce, koşuşturmalı günlerimi bana hatırlatsın diye aldım bu bloga.



Eylül de bitiyor... 
Yağmurlarında ıslanmaya, 
güneşinde gökkuşağı olmaya gidiyorum.
Biraz yavaşlayıp, 
toprağın kokusunu içime çekmeye, 
bir sümüklü böcekle yürüyüş yapmaya gidiyorum. 
Biraz balıklarla sohbet edip,
 bir çam ağacının dalındaki salıncaktan hayata yeniden bakmaya... 
Ağır ağır gidiyorum, yavaş yavaş dönmeyi umuyorum. 
Aşkla Kalın.


17.07.2012

Temmuz




Temmuz da bitiyor dedi...
Gülümsedim. 
İnsanın kendi takvimi ne garip.
Ben duruyorum şimdi. Dünkü bu zamandayım.
İçime çeke çeke yaşadığım bir hayat var.
Aslına bakarsan bir çeşit illüzyon...
Var ama yok,
Yok denemeyecek kadar içimde.

Üstelik ben o hayatın tam orta yerinde durmuş,
O hayata ait olmayan bir balinaya 
tüm sevecenliğimle bakıyor ve gülümsüyorum.
Temmuz da güzel geçiyor. 
 Geçip gitmiş tüm günler gibi beni bana ekliyor.
Çoğalıyorum
Aşk ne güzel bir duygu
Ben bu duygu ile yoğruluyorum.
Mutluyum.






görsel / devianart

4.06.2012

Haziran Neşesi


haziran geldi mi bir gelincik baş kaldırır iki parke taşın arasından, 
kendi dalına ağır gelir tülden dokusu
yağmur yağar, güneş açar, rüzgar savurur 
o durur o parke taşın arasında tek başına
 arabasını otoparkın bir köşesine koyup da 
yorgunluğu omuzlarında evine varanlar
bilmem farkında mıdır o gelinciğin
ya da o gelincik farkında mıdır 
her haziran beklendiğinin




görsel / buradan

1.05.2012

Mayıs


"koca bir ay daha geçip gitti... geriye bıraktığı izlerden bazıları kulaklara küpe, bazıları yüzlere gülücük, bazıları öfke, bazıları endişe, bazıları bir damla yaş oldu... yaşlandıkça zaman hızlı akmaya başlarmış. akıp gidiyor işte. yakalamaya çalışmak değil de, onunla akıp gitmek gerek şimdi."
Aslında bir yorumdu yazdığım, Nisan ayındaki yazıma yorum bırakan dostlara yazılmış. Buraya taşımak istedim, Mayıs'a... 

Adıma bırakılmış bir yorum daha vardı  "Evrenin Dünyası"na bırakılmıştı. Onu da buraya almak istedim. Kimden olduğu konusunda tahminlerin olsa da, emin değilim. Yitip gitsin istemedim. Burada dursun, Mayıs'a yayılsın enerjisi. İyi gelsin, ruha şifa olsun, yüreğe aşk...

Uzun süredir okuyamamıştım yazdıklarını.. okuyamadığım gibi yüzyüze gelip kadehler eşliğinde iki lafın belini kıramadığımızı da farkettim..özlemişim.. tecrübeler büyük konuşturur ya; belki kocaman gelecek söylediklerim duymaktan hoşlanmayacaksın da, ama; içindekiler taşmışsa, duyguların pik yapmışken hala yanlızsan, pembe bulutların üzerinde raksetmen gerekirken karanlıkta hissediyorsan ve üşüyorsan, 2 seçeneğin var ya "dönüp arkanı gideceksin" ya da "sana yaşattıklarını yaşatarak kendine hapsedeceksin".. biliyorum ki sen hapsonulacak kadar özelsin.. bu yorumumu ille de bu sayfaya göndermen gerekmiyor.. senin için dilediğim bulutsuz hüzünler değil kocaman mutluluklar olduğu içindir yazdıklarım yayımlamasanda dikkate al olur mu? öpüyorum kocaman. 



Fotoğraf / babamın doğumgününde trilya'dan bir kare

2.04.2012

Nisan

Baharı hep sevdim... Yeşeren toprağı, tomurcuklanan ağaçları, çiçek yüzlü çocuk gülüşlerini Nisan'da hep daha çok sevdim. Kardeleni sevdim. Kar yüzünü erimek üzere buza çevirdiği vakit güneşin kendini sokağa atma hevesli bir köpek yavrusu gibi zaman zaman varlığını hissettirip, sonra yine kendi dünyasına, bulutların ardına dönmesini de sevdim. 

Nisan her zaman yaptığı gibi, hızla geçip gidecek; kah yağmurları olacak sağanak... kah yakan güneşi parıl parıl... kah gri bulutları olacak hüzün yüklü... kah erik, şeftali çiçekleri umudun gülen yüzü...



görsel / buradan

29.02.2012

Dört Yılda Bir



Bugünü düşündüm, takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Bugün doğanları, bugün ölenleri... Anılmak zamana bağlı olabilir mi? Birini hatırlamak, birine öfke duymak, birine sarılmak, derdini anlatmak bir güne sığdırılabilir mi? 

Bütün bunları düşündüğümde nasıl da anlamsızlaşıyor tarihler... Zamanlar kalıyor geriye... Anlar... Anılar... Bir de söyleyişler kalıyor kulağımda. Hafızama kazınıyor sesler, gözler ve dudaklar. Bugünü düşündüm. Takvim yaprağının dört yılda bir gülen yüzünü. Sonra yaşamıma değmiş, kalmış, izi hiç silinmeyen o gülen gözleri. Kimi kahverengi, kimi yeşil, kimi açık, kimi koyu... Ama ille ki derin, ille ki sevgi dolu... İyi ki...



16.01.2012

Ocak Yanıyor


Sen kar yağdığına bakma Isabelle dedim... Dedim de Isabelle kim bilemedim. Mesela bu Isabbelle İtalyan olabilir ve ben ona Isabella diyebilirim. Bunu derken ne kadar da güzel de diyebilirim. Bu Bella'nın ne demek olduğunu bildiğim anlamına gelmeyebilir.

Bunları neden anlattığımı bilmiyorum Isabelle. Ama sana bunları anlatmak istiyorum. Çünkü bilmelisin ki, Ocak ayında buralara kar yağar. Ve ben her kar yağdığında yanarım Isabelle. Bunu böylece bil ki, yarın sana anlatacağım hikayeyi dinlerken yüreğin buz tutmasın. Şimdi izninle, pencereme kar vuruyor, camı açmam lazım.