kafan karışıyorsa eğer
yani bir gün bir yerde durup da ne yapıyorum ben diye soruyorsan
ve hemen ardından sorduğun peki ya kimim sorusuysa
kafan daha da çok karışıyor değil mi
belki de asıl yolculuğun işte o zaman başlıyor
bu dünyaya neden geldim
neyi başarmalı
neyi öğrenmeli
neyi bulmalıyım
ne kadar vaktin var bilmiyorsun
daha ne kadar çaba harcayabilecek gücün olacak, bunu da bilmiyorsun
bildiğin bugün senin
bugün sensin
bugün o gün
erteleme
karışıklığı belki bugün çözemezsin
ya ipin ucunu bulmak için son şansınsa bugün
işte bu da ilk ip ucun değil mi
bugünü es geçme
bugünü erteleme
ipin ucu sende
tut bugünü
taşı yarına
haydi çık yolculuğa
kendinle başbaşa
git gidebildiğin kadar
eğer biraz şanslıysan bulursun
sen kimsin
neden geldin
nereye gidiyorsun
nerede duracaksın
duracak ve orada kök salacaksın
orada sen olacaksın
.
30.11.2010
Gün
yazmak isteyen aklıma inat, gelip geçen onca kelimeden hiçbiri tutunmuyor yüreğime
gelip geçiyor işte
ben durup bekliyorum
gelecek o kelime
gelip de takılacak yüreğime
işte, diyorum, o vakit tutmayın beni.
öyle bir yazacağım ki; öylesine akıp gidecek kelimeler
dönüp okuduğumda ağzımdan çıkıverecek o cümle:
ben mi yazdım şimdi bunları...
evrensel bir enerjinin etrafımda tur attığını hissediyorum
o enerjiye siz ne dersiniz bilmem ama ben o enerjiyi hissettiğimden beri yaşamı biraz daha fazla seviyorum
sesime yansıyor ışıltısı, şakıyormuşum öyle diyorlar...
şakıyor sesim
benim sesim mi?
sıklıkla kendimi önce gökyüzüne sonra da yüreğime bakar yakalıyorum.
sonra sessizce ve bazen yüksek sesle:
bugünlerde benle uğraşıyorsun, diyorum.
gülümsüyoruz karşılıklı.
iyi ki, diyorum.
iyi ki, dediğini duyuyorum.
.
gelip geçiyor işte
ben durup bekliyorum
gelecek o kelime
gelip de takılacak yüreğime
işte, diyorum, o vakit tutmayın beni.
öyle bir yazacağım ki; öylesine akıp gidecek kelimeler
dönüp okuduğumda ağzımdan çıkıverecek o cümle:
ben mi yazdım şimdi bunları...
evrensel bir enerjinin etrafımda tur attığını hissediyorum
o enerjiye siz ne dersiniz bilmem ama ben o enerjiyi hissettiğimden beri yaşamı biraz daha fazla seviyorum
sesime yansıyor ışıltısı, şakıyormuşum öyle diyorlar...
şakıyor sesim
benim sesim mi?
sıklıkla kendimi önce gökyüzüne sonra da yüreğime bakar yakalıyorum.
sonra sessizce ve bazen yüksek sesle:
bugünlerde benle uğraşıyorsun, diyorum.
gülümsüyoruz karşılıklı.
iyi ki, diyorum.
iyi ki, dediğini duyuyorum.
.
28.11.2010
Teklik
tek başınasın öyle mi
yapayalnız yani
peki ya o arasından çekip de kendini açtırdığın parke taşlar
peki ya o köklerinin tutunduğu toprak ana
veya o gökyüzü alabildiğine mavi
ve hatta bulutlar beyaz
boynunu büken o rüzgar
ve ipeksi yüzünü yalayıp da geçen meltem
tut ki gri o gün gökyüzü ve karardı bulutlar
ve toprağın kaybetti en verimli yanını yağan sağanakta
yalnız mısın sen şimdi söyle bana
tek başına mısın şu hayatta
seni güzel gören gözlerden hiç bahsetmiyorum bile
hayranlıkla kırmızına bakan
ve tüm narinliğinle
hayatı bulduğun yerde hemen oracıkta
çakıl taşlarından bile yer bulup da açıvermene
imrenerek bakan
tanımadan seven yüreklerin adını bile anmıyorum
sana bunu yazan yüreğimin esamesi okunmaz ya böyle zamanlarda
sen gene de söyle bana
yalnız mısın sen şimdi
tek başına
.
27.11.2010
Neden Nereden Nereye
bu soruları bir çocuk sormaz
bir çocuk yaşar sadece
bir çocuğun en derin düşüncesi nedir dersiniz?
peki ya sizin?
.
bir çocuk yaşar sadece
bir çocuğun en derin düşüncesi nedir dersiniz?
peki ya sizin?
.
Gülümsemek
gülümsemek, dudağın bir hareketi olamaz
gülümsemek, bir bedenin bütünüyle yapılabildiğinde
yaşamı algılayabilmektir
bu yüzden mucizevidir
.
26.11.2010
Tokat
bir değil üç değil tam beş...
aslında saymadım
aslında tokatlar sayılmaz
sayılmaz çünkü fark edilmez
ben fark ettim ama saymadım
şimdi dönüp saymaya kalksam kimbilir kaç tanedir
zihnimin labirentinde dolaşa dursun anılar
ben sınavla uğraşıyorum
kaç sınav geçtim diyorum
en büyük sınavım ne
bundan da vazgeçiyorum
bir labirentteyim biliyorum
çorba pişirirken çorba pişirmeyi öğreninceye kadar köleyim
ben çorba pişiremiyorum
ben çorba pişirmek istiyorum
sadece basit sıradan bir çorba
ve çorbayı yiyebilmek tek başıma
.
Özenme
pencereleri neden sevdiğimi buldum ve kapıları diyorum
nedenini o da görüyor artık biliyorum
konuşmak pencereleri açmak demek
ve ağlamak kapıları
kapı pencere açık öylece oturuyoruz
O konuşuyor
biz dinliyoruz
ağlayınca gözlerimizi kendimizden kaçırıyoruz
aynaya bakmak zordur ağlarken ikimiz de biliyoruz
.
25.11.2010
Dinlemek
dinlediğim bir çok şeyi anlamadığımı fark ediyorum
baktığım ama göremediğim bir çok şey olduğu gibi
bugünlerde büyüyorum
büyürken tökezleyip düştüğüm oluyor sıkça
yeni kelimeleri söylemekte zorlanıyorum mesela
ve yeni anlamlarını, öğrendiğimi sandığım o kelimelere yüklemek zor
kafam karışıyor
çocuk yanım düş kuruyor
büyük aklım daha bir geveze
geçinip gidiyorum şimdimle
geçmiş kulağımı çekiyor çokca ve gelecek korkutuyor gözümü
ben çocuk yanımın düşüne sığınıyorum böyle zamanlarda
O beni koruyor, hep olduğu, hep koruduğu gibi aslında
bunu daha bir fark ediyorum şimdi
düşüm beni bırakmıyor
yüreğim bu ara daha bir serseri
baktığım ama göremediğim bir çok şey olduğu gibi
bugünlerde büyüyorum
büyürken tökezleyip düştüğüm oluyor sıkça
yeni kelimeleri söylemekte zorlanıyorum mesela
ve yeni anlamlarını, öğrendiğimi sandığım o kelimelere yüklemek zor
kafam karışıyor
çocuk yanım düş kuruyor
büyük aklım daha bir geveze
geçinip gidiyorum şimdimle
geçmiş kulağımı çekiyor çokca ve gelecek korkutuyor gözümü
ben çocuk yanımın düşüne sığınıyorum böyle zamanlarda
O beni koruyor, hep olduğu, hep koruduğu gibi aslında
bunu daha bir fark ediyorum şimdi
düşüm beni bırakmıyor
yüreğim bu ara daha bir serseri
Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Benim için yapılan iyilikten de
Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.
Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Ödendi, süpürüldü, unutuldu.
Geçmiş umrumda değil !
Hatıralarımla ateşi yaktım.
Kederlerime,zevklerime artık ihtiyacım yok
Aşklarımı süpürün ve tüm heyecanlarını
Sonsuza dek süpürün,sıfırdan
başlıyorum.
Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Benim için yapılan iyilikten de
Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.
Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Çünkü yaşamım, çünkü zevklerim.
Seninle bugün başlıyor.
24.11.2010
Şans
şans, hiç beklemediğiniz anda başınıza gelendir
saklandığınız şemsiye altında yüzünüze değen bir kar tanesi kadar şaşırtıcıdır
içinize yayılan bir gülümsemenin başlangıcıdır
güzeldir
.
His
sıcak bir kahve fincanının içindeysen eğer, çırılçıplak kalakaldıysan kar yağmaya başladığında,
hissettiğin sıcaklık mıdır, yoksa tenin mi titrer ince ince...
Görsel / Meltem Sözer
.
Yeni Gün
yeni bir güne uyanıyor insan, gün yenil(en)iyor hep
oysa benziyor geçmişine
ne değişiyor diyorum
ısınıyor mu hava
buzullar eriyor mu
bazı yiyecekler ve hatta su tükenmek üzere diyorum sessizce
insanlar çoğalıyor
tüketiyoruz kendimizden başlayarak diyorum sonra
kafam bugün karışık
oysa yeni bir güne uyandım
yeniden
yenilenerek
değişen ne
soğuyor hava
yapraklar kavuşuyor toprağa
hatırlıyorum gene bir bahar ertesindeydi bütün bu yaşananlar
benziyordu üzerinden geçtiğim günlere
değişen ne
belki biraz daha farkındayım şimdi bulutun
ve hatta kuşların
odanın penceresini açsan ne yazar ki diyorum kendime
sen yüreğinin penceresini aç
bak bakalım
mevsimin ne
ne tanıdık geliyor yazdığım her kelime
değişen birşey de yok gibi
sanki ben eski ben
kelimeler eski
hissettiklerim de
yenilenen ne
baktığım pencere oluyor cevabım
gördüğüm yer hatta
oysa benziyor geçmişine
ne değişiyor diyorum
ısınıyor mu hava
buzullar eriyor mu
bazı yiyecekler ve hatta su tükenmek üzere diyorum sessizce
insanlar çoğalıyor
tüketiyoruz kendimizden başlayarak diyorum sonra
kafam bugün karışık
oysa yeni bir güne uyandım
yeniden
yenilenerek
değişen ne
soğuyor hava
yapraklar kavuşuyor toprağa
hatırlıyorum gene bir bahar ertesindeydi bütün bu yaşananlar
benziyordu üzerinden geçtiğim günlere
değişen ne
belki biraz daha farkındayım şimdi bulutun
ve hatta kuşların
odanın penceresini açsan ne yazar ki diyorum kendime
sen yüreğinin penceresini aç
bak bakalım
mevsimin ne
ne tanıdık geliyor yazdığım her kelime
değişen birşey de yok gibi
sanki ben eski ben
kelimeler eski
hissettiklerim de
yenilenen ne
baktığım pencere oluyor cevabım
gördüğüm yer hatta
Uçup Gittiğinde
uçup gittiğinde herşey
ve herşey uçup da gittiğinde
elinde bir sen kalıyorsun
biraz manik bir akıl
az biraz depresif bir yürek
sımsıkı kapanmış avuçlarına batıyor tırnakların
kendini tutuyorsun avuç içlerinde
gözünden akan yaşın da önemi kalmıyor artık gecenin birinde
ağladığın ne
ağladığın yalnızlığın mı gene
ağla o halde
anlayamadın ya sen geceyi
konduramadın ya yüreğine yalnız kalmayı
ağlarsın işte böyle
sessiz gecenin mum alevinde
içine akıttığın göz yaşları
üşütür seni sadece
.
23.11.2010
Gizem
bugün başım ağır
çok ağır
havadan
bir de galiba alışık olmadığı beklemek durumundan
ağırlaşıyor giderek
ilk iki üç gün en zoru derler ya
öyle olsa gerek
bugün aldığım haberle rahatlamalıydı bedenim
damarlarım genişlemeli
ve akmalıydı kanım
ama öyle olmadı
başım ağrıyor
başım çok ağrıyor
.
Evrenin Dünyası
Bir dünyam var,
içine sığdırılan onlarca yaşanmışlığımın ağırlığında yavaşlayan bir hızla dönüyor hâlâ.
Orada okudukların ya da okuyacakların mi demeliyim; bendi, bendendi, benimdi.
Burada okudukların, yoksa okuyacakların mı demeliyim; ben, benden, benim.
Değişen ne birlikte keşfedeceğiz.
Ama bir şey değişti.
Ben olduğumu düşünüyorum.
Gökyüzüne hep kafamı kaldırıp da bakarım.
Tanrı ile konuşmak öyle bir şey çünkü benim için.
Hele de güneş varsa O oradadır bilirim. Kafamı kaldırıp bakarım gökyüzüne.
Sonra gülümserim.
Neden kafamla bakıyorum ki hâlâ sana derim.
Gülümser O da bana bilirim.
Kalbime iner bakışlarım
Kalbimin küt küt atışından anlarım.
.
22.11.2010
Savrulmak
savruluyorum
korkuma yenik düşüp tutunmaya çalıştığım her dalı ağırlığımla kırıyorum
hafiflemeliyim
temizlenmeli
kendi yarattığım ağırlığı
kendi başıma
yo hayır
tek başıma
evet tek başıma sırtımdan
yüreğimden olacak ya doğru kelime
indirmeliyim
artık bunu hak ettim
doğru kelimelerle
doğru hisleri eşleştirecek kadar büyüdüm
ah bir de sabretmeyi öğrensem
bir de beklemeyi
dünyanın merkezi olmadığımı
dönüp durduğum şeyin
ne olduğunu bir bilsem
dursam
dönmesem
beklesem
sabretsem
gitmesem
korkuma yenilip
tüketmesem
.
Anlamak
anlamak gibi bir çabanın içine girdin mi
büyük bir girdabın da içine düşüyorsun
düşünmek düşmek anlıyorsun
daha da ötesini bulman mümkün değil
ama akıl bu
bırakır mı peşini
düşmeni istiyor
yüreğinde yeşerttiğin bütün keyfi süpürmeni sonra
sen kağıttan kuşlar yapıyorsun kendine
ve kelebekler
ve bir güneş
ve bir yağmur yapıyorsun kağıttan
işte ne kadar olabilirse
o kadar uçuyorsun
gökyüzüne
bir damla düşüyor sonra
bir kara bulut gelip oturuyor o sevincine
anlamak için çabalamak istemiyorsun
çabalamıyorsun hatta ama bırakamıyorsun da
içinde bir yeri acıtıyorsun
daha önce bildiğin ve acıttığın oysa
ve sonra küsüyorsun hayata
kuşlara
güneşe
kanatlarına
yırtıp atıyorsun ne kadar kağıt varsa
parça parça oluyor bir yığın önünde
bakıyorsun ama anlamıyorsun
bütün bunları yaşamanın bir anlamı var oysa
öğrenmen gerekiyor beklemeyi
çocukken annenin dediği gibi
insan aynı anda herşeye sahip olamaz değil mi
bak düştüğün yerde gördün işte bu cümleyi
haydi kalk ayağa şimdi
yeniden dönüştür kağıtları
kuşlara
kelebeklere
güneşe
yağmura
ve aşka
.
büyük bir girdabın da içine düşüyorsun
düşünmek düşmek anlıyorsun
daha da ötesini bulman mümkün değil
ama akıl bu
bırakır mı peşini
düşmeni istiyor
yüreğinde yeşerttiğin bütün keyfi süpürmeni sonra
sen kağıttan kuşlar yapıyorsun kendine
ve kelebekler
ve bir güneş
ve bir yağmur yapıyorsun kağıttan
işte ne kadar olabilirse
o kadar uçuyorsun
gökyüzüne
bir damla düşüyor sonra
bir kara bulut gelip oturuyor o sevincine
anlamak için çabalamak istemiyorsun
çabalamıyorsun hatta ama bırakamıyorsun da
içinde bir yeri acıtıyorsun
daha önce bildiğin ve acıttığın oysa
ve sonra küsüyorsun hayata
kuşlara
güneşe
kanatlarına
yırtıp atıyorsun ne kadar kağıt varsa
parça parça oluyor bir yığın önünde
bakıyorsun ama anlamıyorsun
bütün bunları yaşamanın bir anlamı var oysa
öğrenmen gerekiyor beklemeyi
çocukken annenin dediği gibi
insan aynı anda herşeye sahip olamaz değil mi
bak düştüğün yerde gördün işte bu cümleyi
haydi kalk ayağa şimdi
yeniden dönüştür kağıtları
kuşlara
kelebeklere
güneşe
yağmura
ve aşka
.
21.11.2010
Karmaşa
köşeleri tutulmuş bir hayatın ortasında değil köşesindesindir sen de
ortaya çıkmaya korkan bedenini kandıran aklının oyunlarına kanma
karmaşayla beslenen yüreğine sarıl ve at kendini ortaya
çırılçıplak ve yalnız kalmak mı korkun, düşmek mi yoksa
düşersen de kalkmasını öğrendin sen hem de daha bir çocukken
çırılçıplaktı bedenin doğduğunda ve ruhun arınsın diye geldin o bedenle tekrar dünyaya
yalnızdın, tek başına, kimsen yoktu, anneni, babanı yaşayacağın ülkeyi sen seçmedin
geldin, çırılçıplak
gideceksin, çırılçıplak
dinlen biraz
soluklan
nefes al nefes ver
dinle
kendine uyan
kendini duy
aklının oyunlarıyla oyalanan yüreğini bırak suyun akışına
o atacağı zamanı bilir
güven ona
unutma ortada duracaksın
hayatın ortasında
.
20.11.2010
14.11.2010
13.11.2010
12.11.2010
Acı İçinde
Acıdan kurtulmayı istersen, yüzersin içinde.
Acının kaynağını bulursan kurutursun içinde.
Bakmaya değil görmeye çalış.
Anlamaya değil, keşfetmeye.
Hissedersen keşfedersin.
Bırak kendini içine.
Şefkat orada.
.
11.11.2010
Yoga - Yogini - Evrenin Enerjisi
Mutluluk nedir, dedim.
Hafiflemektir, dedi.
Nasıl hafifler insan,dedim.
Yoga - Yogini - Evrenin Enerjisi bir sac ayağı gibi karşımda belirdi.
*
Sabah ezanını seviyorum.
Bu sabah birinin mezarı başında dua ettim.
Birini, yolunu açık etsin diye dualarla yolcu ettim.
Birine merhaba diyerek, varlığını keşfettim.
.
10.11.2010
Buğdaysız Başak
İnsanın yüreği sevgi ile taşsa da, bir ilişki içinde pekala da buğdaysız başağa dönebiliyor.
Varlığı ile doyuracakken nasıl olup da kurutup çöle döndürebiliyor?
.
9.11.2010
Hayat
to love somebody
There's a light
A certain kind of light
That never shone on me
I want my life to be
Lived with you
Lived with you
There's a way
Everybody say
To do each an every little thing
But what does it bring
If I ain't got you, ain't got you
You don't know what it's like, baby
You don't know what it's like
To love somebody
To love somebody
The way I love you
In my brain
I see your face again
I know my frame of mind
You ain't got to be so blind
I'm blind, so so so blind
I'm a woman, can't you see
What I am
I live and breathe for you
But what good does it do
If I ain't got you, ain't got you
.
Ayrıntı
Hayat ayrıntıda görünür.
Nüanslar belirliyor seçimleri. O nüansları görebilmek, saklıda olanı bulup çıkartabilmek, kendince çizdiğin, aslında çizilmiş olan yola seni çıkartan patikalar gibi. Sen o patikalardan yürürken kırıldım sanıyorsun oysa çatlayan, düşen ve geride kalan herşey, seni çıkartıyor ortaya. Kendin olmanın bebek adımı ayrıntıların farkına varabilmek. Nüans dediğin, sana verilmiş bir ip ucu. İpin ucunu tutabilmekse ancak kendini bırakabilmekle ilgili. Kendin olmadan kendini bırakabilir misin?
.
8.11.2010
Sessizlik
Neden döndün yalnızlığına, dedi. Dönmedim, dedim. Ben zaten hep yalnızdım, diye ekledim. Dünyan ne kadar güzeldi, dedi. Evet ama dönmüyor artık, dedim. Dönüyorsa da benim için değil, diye ekledim. Seni okuyanlar vardı, dedi. Gene olur, dedim. Nasıl ilk başladığımda tek başınaydıysam ve çoğaldıysam, gene yolları benle kesişenler olacak mutlaka, diye de ekledim.
Kesik kesik konuşurken fark ettim, durup düşünüyordum. Çok mu erkendi gitmeye karar verişim. Oysa kararı veren ben değildim, karar verilmişti, zamanını bekliyordu. Şimdiydi. Tetikleyenler vardı. Hep olacaktı. Yol sessizliğe, yalnızlığa varsa da, olması gereken yere varmıştır mutkala. Bu son söylediklerimi bir tek ben duydum. Yüreğim bu sözleri onayladı. Bekleyelim ve görelim dedim. Bekliyoruz, sessizlikle, sakince. Yüreğim, ben ve yüreğimdeki aşkla.
.
Kesik kesik konuşurken fark ettim, durup düşünüyordum. Çok mu erkendi gitmeye karar verişim. Oysa kararı veren ben değildim, karar verilmişti, zamanını bekliyordu. Şimdiydi. Tetikleyenler vardı. Hep olacaktı. Yol sessizliğe, yalnızlığa varsa da, olması gereken yere varmıştır mutkala. Bu son söylediklerimi bir tek ben duydum. Yüreğim bu sözleri onayladı. Bekleyelim ve görelim dedim. Bekliyoruz, sessizlikle, sakince. Yüreğim, ben ve yüreğimdeki aşkla.
.
Saygı
Kapı eşiğine oturmuş, belki de bin yaşında. Yüzüne işlemiş her bir yıl, oya/lanmış yüzü kederde belli. Selam ediyorum, nasılsın diyorum, yüzü gülüyor, bir deniz kadar mavi gözleri. Sağ elini sol yanına koyuyor, selamımı yüreğine koyuyor. Eli bir süre sol yanında oyalanıyor, yılların tozunu kaldırıp da en içten selamlarından birini bana uzatıyor.
Az sonra bir kadın daha, sanki o da binbir yaşında, evde gelinle yaptıkları reçelleri küçük, sıradan cam şişelere koyup, satmak için dizmiş derme çatma bir tezgaha. Geleni geçeni seyrediyor, gözleri kısık ve gördükleri belli ki bulanık. Eğilip öpüyorum alışveriş sonrasında ellerini, elleri oya/lanmış hasretde belli, yorgun bedeni canlanıyor öpüşümle sanki, kalkıveriyor ayağa. Neden kalktın, diyorum. Gülümsüyor, saygıdan olduğunu anlıyorum. Susup, kendimi hayatın akışına bırakıyorum.
.
.
Dinlemek - Anlatmak - Anlamak
Anlatıyorum biteviye, aynı sözcükleri kullanıyorum. Algım değişti. Ne zaman, nasıl, neden aslında içten içe biliyorum. Ama kelimelerim yetmiyor. Galiba anlatamıyorum. Anlıyorum. Susuyorum.
Dinliyor beni, biliyorum ama ona anlattıklarımı değil, anladıklarını dinliyor sadece. Vazgeçiyor bir süre sonra, anladığnı ama anlatamadığını söylüyor. Susuyor.
Susuyoruz, sessizlik sarıyor dört bir yanı. Biliyoruz içten içe, dinlesek de, anlatsak da, anlasak da, herşey hissettiğimiz kadar. Algımız farklı kelimeler bilmiyor. Algı değişti diye, yeni kelimelerle konuşamıyor dil. Sadece onlara farklı anlamlar yüklüyor yürek. Dille yürek bir olup akıyor. Herşey suya karışıyor. Su beni dinginleştiriyor.
7.11.2010
İçimde Bir Yer
İçimde bir yerin hafiflediğini hissediyorum.
Bir gün demişti ki, birini sevmek istiyorum deme, beni sev.
Su akıyor, ben kendimi suya bırakıyorum.
Onu seviyorum.
.
Günaydın
Her sabah uyandığımda günaydın diyorum;
sabaha, odama, duvarlara, aynalara, O'na, kendime.
sabaha, odama, duvarlara, aynalara, O'na, kendime.
Bu sabah duş alırken sadece bedenimi değil yüreğimi de yıkadığını fark ettim.
Teşekkür ederim.
.
6.11.2010
Turuncu Yürekli Kadın
iyi değilim bugün, yüreğim sıkışıp kalmış gibi.
anlatması uzun, yaşaması sancılı bir hâl bu...
geçer biliyorum da, sanki bugün yüreğim turuncu değil benim...
Yazıyorum bir akşamüstü. Saat 16.56. Cevap gecikmiyor.
yurek turuncu degildir zaten, yesildir ve de pembedir :)Gülümsüyorum. Saat 16.58.
Uzulme turuncu olmadigina :)
ben hep turuncu hissederdim oysa...diyorum beşi yedi geçe.
belki de kalbinde yanan atesin rengidir :)diyor. 17.11 olmuş bile saat.
hahah bak böyle düşününce ateşim solmuş demektir.bir dakika bile geçmemiş oluyor bunu yazdığımda.
inancinla ufle atese alevlenir yenidensaat neredeyse beşi çeyrek geçiyor bu son cevapla.
İnancımla üflüyorum yüreğimi, yüreğimin kocamanlığına inandım ya hep, sığınıyorum O'na. Kocaman yüreğimde kocaman bir boşluğu her seferinde doldurup, aslında hiç yok olmadığını, benimle olduğunu kanıtlayana.
Aşkla,
.
5.11.2010
Çocuk Kadın
Hergün yeni bir sayfa açacak gücü bulamıyor kendinde insan. Her sayfanın beyaz olacağını umuyor ama o karanlık yan onu hep korkutuyor. Bu nedenle insan içindeki sese daha çok kulak vermeli belki. İçindeki çocuğun çoşkun sesine. Çocuklar büyüklerden daha yüreklidir çünkü...
Aşkla,
.
Aşkla,
.
4.11.2010
Hoşgeldiniz!
Öyle keyifli öyle sıradan olmayan bir andı ki,içimdeki çocuk koşmaya başladı rayların üzerinde:hayalleri bir sahil şeridi boyunca uzun,bir gün batımı kadar turuncuydu yüreğinde.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









































